Tarih Yanılanların Soyunma Odasıdır | Emre Tuncal

Tarih benim için benim adımı söyleyebildiğim günlerde başladı. Benden önce nereyi fethettiler, kim hangi savaşı kazandı inanın umurumda değildi. Çünkü ben yokken, hiçbir şey yoktu benim için. Bu kadar lafın üzerine bencil biri olduğumu düşünmek gerek. Herkes kadar öyleyim. Tarih sanırım 1989, top oynamayı hiç sevmiyorum. Futbol bana göre değildi, yani izlemesi iyi de oynaması … “Tarih Yanılanların Soyunma Odasıdır | Emre Tuncal”

Devamını Oku

Dergicilik üzerine birkaç söz. | Hakan Kirezci

Dergicilik tekneciliğe çok benzer. Bir tekne sahibinin mutlu olduğu sadece iki büyük an vardır hepi topu; ilki tekneyi alırken ikincisi de satarken demişler. Dergicilik bir tür virüstür diyebiliriz. Ancak bu virüs, diğerleriyle kıyaslandığında şöyle bir farklılık arz eder ki o gidip kimseye bulaşmaz, birileri gelip ona bulaşır. Beleştepeli genç kardeşlerim de işte gelip bu virüse … “Dergicilik üzerine birkaç söz. | Hakan Kirezci”

Devamını Oku

Düşlere Bulanmış Zamanlar | Sinan Yılmaz

  Yüzünü bir kez güldüremediğim anneme, beni hiç dövmeyen babama, Ertuğrul’a, kim olduğumu bilmesine gerek olmayan ilkokul aşkıma, bizi şampiyonluktan eden ama benim de yine hiç küfür etmediğim Fevzi’ye, “mutsuzluğa da varım” diyenlere ve en sevdiğime…     90’ların başı.   Ankara’da, etrafı hep gecekondularla dolu olan iki apartmandan birinde yaşıyoruz. “İnşaat ya resulullah” diyenler … “Düşlere Bulanmış Zamanlar | Sinan Yılmaz”

Devamını Oku