Futbol Borsada Değil, çArşı’da Güzel | Gökçe Şahin

09“Zenci ya da melez, topundan başka oyuncağı olmayan yoksul çocuğa futbol, en azından sosyal açıdan yükselme fırsatı veriyor. Top onun inanabileceği tek sihirli değnek. Belki ekmeğini ondan çıkarabilir; daha da ötesi top onu kahramana, hatta bir ilaha dönüştürebilir.” / Eduardo Galeano – Gölgede ve Güneşte Futbol

Bir şarkının saksafonda süzülen yeri gibi başlıyor gün. Hızlanıyor, hızlandıkça dolanıyor dile. Eller başlıyor ritme ve sonra koşuyor adımlar semte…
2,5 sezonu aşkın süre sonra stada dönen Beşiktaş için hazırlanıyoruz. Evde sıradan bir gün. Anneme hadi sen de gel diyorum. Manidar bir bakış atıp gidiyor diğer odaya. Ben hazırlanıyorum marşlar eşliğinde. Çok iyi ajitasyon oluyor. Sonra annem yanıma gelip kıyafetinin nasıl olduğunu soruyor. Siyah pantolon, beyaz tişört giymiş iki gözümün çiçeği. Metroya biniyoruz. Yolcuların yarısı formalı. Kadınlar, çocuklar, erkekler… Her Beşiktaşlı birbirine bakıp gülüyor. Selamlaşanlar var. Karanlığın vurduğu meyhanede, yan masadan uzanan sohbetin sıcaklığına dönüyor. Kadıköy’den Beşiktaş vapuruna biniyoruz. Bu sefer kimse Kaybedenler Kulübü’nü oynamıyor. Herkes hangi iskele olduğunu iyi biliyor.
Vapur yanaşıyor. İnen yolcular bu birlikteliğe tebessüm ediyor. Farklı takımdan insanlar bizi selamlıyor. Heyecanımızın rüzgârında sohbete gelen genç bir Fenerli, “Futbol dostluk, futbol kardeşliktir” deyişimizi destekliyor. Gözümüzde Ali İsmail Korkmaz canlanıyor. “Kardeşimsin” diyoruz. Yolcular gidiyor. Vapur sırası bize geliyor. Neredeyse turnikeden atlayacağız. Bu kadar mı Gezi olur?
Yolcular açık alana doluyor. Marşlar, ıslıklar, alkışlar denizin dalgalarına çarpıyor. Karabataklar beyaz köpükler ile birleşip Beşiktaşlı oluyorlar.
Bilirsiniz Kız Kulesi’ni geçince semt görünmeye başlar. Biz o gün semti göremedik. Her yer duman, her yer çArşı…
Önümüzden büyükçe bir yük gemisi geçiyor. Deniz yolu kurallarına göre kaptanın ona yol vermesi gerekiyormuş. Biz mecburen duruyoruz. Semt hala yanıyor. Bekleyince herkes yük gemisine bağırıyor. Kaptanın hoşuna giden bu durum onu bir anlık, işinde çoğul hissettiriyor. Çünkü çArşı bunu gerektirir diyoruz. Basıyor vapurun kornasına. Denizdeki her vapurda Beşiktaşlılar var. Karşılıklı tezahüratlar yapıyoruz. Kaptanlar birbirine vapur düdüğü ile sesleniyor. Bir vapur giderken bir vapur gelir ya hani, işte siyah derken beyaz geliyor yankılanan ses ile… İstanbul’un iki yakası paylaşıyor renkleri.
Vapurdan iniyoruz. Her yerde fişekler, halaylar, davullar, bayraklar, şarkılar var. Annem nasıl heyecanlanıyor bu görüntü karşısında… Tarif etmem namümkün. Caddeye çıkıyoruz. Stada giden yol beyaz, mavi, kırmızı fişek dumanları ile yanıyor. Herkesin siluet olarak göründüğü bu coşkunlukta bayraklar rüzgâra yön veriyor. Koşan bir Beşiktaşlıya yaşlı adam; ‘’Dur oğlum, çok kalabalık, takılıp düşeceksin’’ deyince, ‘’Çok bekledik be abi’’ diyor genç adam…
Yolun ilerisinde, dumanların arasından çevik kuvvet görünüyor. Canım çArşı, yine korkutuyor kukla askerleri…
Fikret Orman ‘’Halkın takımı olan Beşiktaşımız, halkın Cumhurbaşkanı ile Vodafone Arena’yı açıyor’’ deyince, stada alınmayan halk tarafından yuhalanıyor. ‘’Korkma la biziz, çArşı’’ diyoruz. Dağılıyor şehrin her yerine bu ses… Gün doğdu bir kere! Polisin tabancasından çıkan ilk gaz fişeği ile açılışımızı yapıyoruz. ‘’Nerede kalmıştık?’’ bakışını takınıp açılışa birer sigara yakıyoruz. Ne de olsa mühim olan kibriti çakmaktır.
Futbolun borsada değil çArşı’da güzel olduğunu gösteriyoruz. Maçlar için dönen karaborsa yerine Beleştepe’de izlenen maçların kardeşliğini, varoşa başka bakan gökyüzünü, topraktan yeşile dönen sahaları yazmaya ve yaşamaya devam ediyoruz. Hikâyelerimiz, tutkularımız, renklerimiz, isyanımız ve sevdalarımız yola düşüp futboldaki yerini alıyor. Kapitalist ve faşist sisteme karşı hepimizin ceza sahasında olduğu bu maçta şampiyonluk tıpkı Beşiktaş gibi bize düşecektir. Çünkü yaşam bizden yana…
Bu şampiyonluk; tomaya karşı yollara koyulan Poma’ya, Davulcu Vedat’lara, Beleştepe’de kısılan seslere, kavga günlerinde asla yalnız kalmayan çArşı’ya, stadı biber gazı ile açan taraftara, gönlün haritasında sınır olmayan sevdalı Beşiktaşlılara gelsin

Gökçe Şahin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir