Eski Futbol-Yeni Futbol/Eski Türkiye-Yeni Türkiye | Ozan Şahin

Geçmişe yapılan vurgu, bugünü anlamaya ve tecrübe kazanmaya hizmet etmediği sürece, geleceği önyargılarla dolduruyor ve yarını kurmanın da önündeki en büyük engel haline geliyor. Futbolun bugün geldiği noktayı anlamanın önündeki en büyük engelin de bu olduğunu düşünüyorum. Ve bundan dolayı futbolun bugünkü sıkıcılığından, hayal ettiğimle gerçekte gördüğüm arasındaki farktan dem vuranlardan biri de benim. Ve o eski heyecanı ve tutkuyu hissetmeyenlerdenim anlayacağınız.

 

Peki ne değişti? “Nerde o eski maçlar, nerde o eski heyecan?”

Son yıllarda mevcut iktidar tarafından çokça dillendirilen bir söylem var. “Yeni Türkiye”… Bu söylem üzerinden birçok şey konuşuldu, konuşulmaya da devam ediliyor. Özünde her şey biraz daha kirletilirken, içi boşaltılırken kimileri için ise siyasetin, medyanın, sporun, kısacası yaşamımıza dair ne varsa yeni çıkarlara ve şartlara göre dizayn edilmesini anlatıyor, “Yeni Türkiye”. Ve bu yenileşmeden herkes payını alıyor. Futbol da bundan müstesna değil…

Türkiye ne kadar “yenileşiyorsa”, futbol da o kadar yenileşiyor. Televizyonlarda her gün ne derece aynı insanlar siyaset yapıyorsa, nasıl toplumca aynı politik hapı yutuyorsak, o ölçüde de aynı televizyon programlarını, aynı spor yorumcularını izliyoruz. Birisi çıkıyor neredeyse 10 senedir “Issız bir adada” aynı hikâyeyi anlatıyor ve biz ekranlara kilitleniyoruz. Bu aynılık futbolu da çürütüyor, bizleri de…

Tabi ki bunları söylerken “Eski Türkiye”nin iyi veya temiz olduğunu değil, bugün gelinen noktada “Yeni Türkiye”nin ve onun getirdiği “Yeni futbolun” nasıl giderek tekelleştiğini, çürüdüğünü ve heyecanını yitirdiğini vurgulamak istiyorum.

Zira bugün kim, neredeyse her gün bombalar patlarken, çocuklar ölürken, yaşamın her alanına saldırılırken eskisi gibi futboldan zevk alabiliyor? Başka bir ifadeyle beynimiz ve ruhumuz sürekli bunlarla kirletilirken kim durup yalnızca futbolu düşünmeye zaman bulabiliyor?

Velhasıl futbol eskisi gibi tat vermiyor…

Çocuklar eskisi gibi sokaklarda oynamıyor. Kaldı ki onlara vakit geçirebilecekleri, top oynayabilecekleri alanlarda bırakılmıyor. Kentsel dönüşüm, sermayenin kâr hırsı ve doğa düşmanlığı, “Yeni Türkiye”de öyle bir saldırı haline geliyor ki, zaten çocuklarımızın oynayabileceği alanlar hızla daralıyor. Yeşil alanlar azalıyor, toprak sahalar üzerinde AVM’lerin, binaların yükseldiği yerler haline geliyor.

IŞİD, Stad de France’ın dibinde insanları katlettiğinde artık futbol, futbol olarak kalmıyor. Bu yüzdendir, Euro 2016 katliam tehditlerinin gölgesinde geçiyor. Yaratılan korku atmosferinde maç izlerken dahi, bu korku zihnimizde kendini diri tutuyor.

Yahut Fransa’daki sınıf kardeşlerimiz sokaklarda direnirken, insanın gönlü maç izlemeye el vermiyor, izlese de aklı orda kalıyor…

Firuzağa’da oruç tutmayanlar linç edilirken, biz futbolcuların oruç tutup tutmadığını merak ediyoruz.

Passolig denilen uygulama futbolu daha da ticarileştirirken, toplumsal kontrolü pekiştiriyor ve biz futboldan, tribünlerden soğuyoruz. Bu da “Yeni Türkiye”nin getirdiklerinden…

Hesap verme, istifa gibi kavramlar da “Yeni Türkiye”de sözlükten çıkardığımız kelimeler artık. Muktedirler yaptıklarından dolayı ne kadar hesap vermiyorlar ve vermemeyi normalleştiriyorlarsa, futbolun yönetenleri de bunu aynen uyguluyorlar. Ülkenin milli takımının başındaki kişi başarısızlığın sorumlusu olarak kendisini görmüyor, milyon dolarlar almasını eleştirenlere de ateş püskürüyor. Bu cesaret elbette kendisinden değil, normalleştirilen ve bize dayatılan bu yeni tablodan geliyor.

İşte tüm bunları düşününce değişimin nedenini anlamak çok da zor olmuyor. Çünkü ülke olarak değişiyor, toplum olarak dönüşüyoruz.

Biz, sokakları sabahtan akşama kadar top oynayarak dolduran ve mahallenin muktedir ablalarına, amcalarına zor günler yaşatan nesil, doğal olarak bugün de ülkenin muktedirlerine zor günler yaşatıyoruz. Özellikle bu kendini Gezi’de en çarpıcı biçimde gösterdi. Yaşam alanlarımızın, özgürlüklerimizin alabildiğine daraltılmaya çalışılması, bizleri de alabildiğine bu engelleri yıkmaya, futbol sevgimizi ve isyanımızı da toplumsal mücadeleyle birleştirme noktasına itti ve itmeye devam ediyor…

Ozan Şahin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir