Haticem… (Hatice Ezgi Sadet) | Özge Sadet

Haticem,

Sana seslenmeyeli sanki binlerce yıl geçti ve sanki dün gibi… Seni anlatan bir yazı yazacaktım ama bunu içinde sen olmadan nasıl anlatabilirdim ki…

Bazen gözlerimi kapadığımda senin yüzünü düşünüyorum. Bir anı düşüyor aklıma; 2013 ilkbaharında sen üniversiteye hazırlanırken seninle ilk maça gidişimizi hatırlıyorum ve Şairler Parkı’nda beni beklemenizi… Gözlerindeki heyecan sanki dün gibi aklımda.

Ben kardeşim, Beşiktaşlı olmayı senden öğrendim. Beşiktaş’ın Halkın Takımı olduğunu; haksızlığın, adaletsizliğin karşısında olduğunu senden öğrendim.

Sana son maç için söz vermiştim ve maç biletlerinin çıktığı gün Kapalı Alt’tan aldık biletlerimizi. İnönü Stadı’nı son kez, stadın en güzel yerlerinden birinde izleyecektik. Beşiktaş’ta durup dururken bir gaz saldırısının içinde kaldık, hayatımızın ilk biber gazını orada yedik. Hani bazen çekilmemiş fotoğraflar vardır ya; işte o gaz bulutunun içinden koşmanı, yanan gözlerini minik parmaklarınla ovuşturmanı ve stadın önünde bekleyen polisi alkışlarınla protesto etmeni hatırlıyorum… İşte o zaman ben senin cesaretini gözlerinde gördüm.

İnönü’yü seninle beraber kapattık; şarkılarla, marşlarla, bazen biber gazından, bazen de duygudan ağladık. Beraber kızdık, tepki gösterdik Beleştepe’de maçı izleyen taraftarı polisin kovalamasını.

Şimdi Haticem, geriye kalan birkaç fotoğraf stadın etrafında çektiğimiz, birkaç atkı, bir iki forma, hırka her aldığında poşetini bile özenle sakladığın, İnönü’nün koltuğu dışarıda fotoğrafını çektiğim ve bir de yarım yamalak anlatabildiğim anılar…

Seni Beşiktaş atkıları ile uğurladık. Hani bahsettiğin “Abla birden çok tribün var, mesela Halkın Takımı, Beleştepe, Son Barikat gibi…” diye anlattıklarınla uğurladık.

Bu şampiyonluk senin için dedik, senin için gittim yeni stada, senin için bağırdım, senin yerine heyecanlandım ve sevindim. Bu şampiyonluk senin için olsun dedim. Keşke orada seninle olmayı ne kadar istediğimi, bir sesini duymayı ne kadar özlediğimi anlatacak bir kelime olsa dünya dillerinde.

Sen Ezgim, bitmeyecek şarkım, “Karanlığın ardından güneş doğacak, şarkılar söyleyecek o gün çocuklar” dedin, “Yarınlar bugünden güzel olacak” diye inandın ve çıktın savaştan yorgun çocukların gülümsemesi için Suruç yollarına… Gözlerinin yaşarmasına kıyamadığımız, rüzgâr gelmesin diye çaktırmadan arkasında durduğumuz, gözümüzden sakındığımız kardeşlerimizi, kokusuna hasret kaldığımız annelerimizi, babalarımızı katlettiler. Şimdi biz adaletin kalan kırıntılarını arıyoruz senin ve tüm 33 düş yolcusu için. Adaletin bir gün herkese lazım olacağını biliyoruz ve bu sebepten Suruç için adalet, herkes için adalet arıyor…

Özge Sadet

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir