Şelola Kartal Şelola! | Mustafa Dermanlı

Üç gol atmıştık ama üçünü de göremedim! Hatta bir tanesinde herkes “goool” diye havaya zıplayınca, ben de hareketlenmiş tepemdeki direğe kafamı çarpmıştım. Hem golü görmemiş, hem de kafayı sertçe çarpmıştım direğe. Hatırlayanlar bilir; 80’li yıllarda (hatta 90’ları da kapsar) ön taraflara yığılma olmasın, izdiham olduğunda taraftarlar tutunup da durabilsinler diye statlarda kale direğinin ufağını andıran demirler olurdu. İşte o demirlerdi kafamı çaktığım.

Devre olunca babam, “Çişin var mı?” dediğinde “Yok” deyince kıpırdamadık yerimizden. Zira tuvalete gitsen zaten kuyruk, dönsen yerin kapılmış. Yoktu çişim, yerimizden ayrılmak istemiyordum. Köfte yedik, yanına da yoğurt.

Sonra maç bitti, üç tane atmıştık. “Şelola Kartal şelola” diye bağırıyordu herkes, ben de bağırıyordum: “Şelola Kartal”

Tuttuğun takımın attığı üç tane golü görememem, üstelik ilk maçında böyle bir şanssızlıkla karşılaşmamın hüznünü o an anlamadım ama yıllar sonra dank etti kafama. Keşke en azından gollerden birini görebilseydim. Ama gördüklerim de oldu. Mesela Sarı Fırtına Metin’i, Atom Karınca Rıza’yı, daha sonra Cağaloğlu’nda babamların matbaasında da göreceğim kaleci Zafer’i gördüm. Kartondan şapkalı insanları, topun peşinde koşan pire kadar topçuları herkesin pür dikkat izleyişini, bir torba konfetinin takım sahaya çıkarken babamın avuçlarının arasından nasıl da süzüldüğünü gördüm.

Nihayetinde eve geldik. Mahallede havam büyüktü tabii. “Oğlum büssürü gol attık, hepsini de gördüm yaaa” diye sokak ortasında havalı havalı dolanışım. Güzeldi sanırım, güzel günlerdi.

            Meraklısına notlar:

            Not.1: Aslında babam “Çişin var mı” diye sorduğunda vardı çişim, ama dönüp de yerimiz kaybolur diye var diyemedim. Çocuk hali; ikinci yarı ortalarında çişim iyice sıkıştırdı. Kafamı koyduğum direğe tutunarak, devre arasında seyyar satıcıdan aldığımız plastik yoğurt kasesine işetti babam.

            Not.2: Gittiğimiz maçı yıllarca bilemedim, biletini de saklamamış babam. Fakat skoru bildiğimden ve sarı kırmızılı rakip taraftarları hatırladığımdan, Vala Somalı’nın kitabından yıllar sonra bir Malatya maçı olduğundan emin oldum. 1984-1985 sezonu, 15 Eylül 1984 tarihi bir köşede duruyor şimdi.

            Not.3: Maçı 3-1 kazanmıştık. Goller ise Necdet, Kovacevic ve Fikret’tendi. O sezon Fenerbahçe ile birlikte 50 puan toplamıştık. Ama averajla onlar şampiyon olmuştu. İki puanlı sistemde, Fenerbahçe’ye göre daha fazla galip (19’a 18) gelmemize rağmen şampiyon olamamıştık. Eğer üç puanlı sistem olmuş olsaydı, o zaman 1 puan farkla şampiyon biz olacaktık.

            Not.4: “Şelola Kartal Şelola” o dönemin en bilinen galibiyet tezahüratlarındandı. Aslı ise “Şen Ola Kartal, Şen Ola”ydı!

 

Mustafa Dermanlı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir