Toprak Saha | Önder Abay

Toprak sahada maç yapmanın avantajlarından çok dezavantajları vardır. Mesela en fazla iki kere yere düşebilirsin; çünkü ilk düşüşünde kırılmayan bacak kemiğin ikincide kesin kırılırdı. En azından çatlardı. Bunu bilen topçular çok hırslı ve sert oynardı. Yenilsek de karşı takıma zarar vermek takım şifremizdi. Çünkü bizim mahallenin çocukları yenilmezdi. Ola ki yenilecek gibi olacaksa maçın sonlarına doğru rakibe çift dalar, birini sakatlar, geriye kalanları döverdik. Hem sahada hem hayatta kendimizi kazanmış sayardık. Özgür Abi’yi tanıyana kadar.

Özgür Abi üniversite öğrencisi, yeşil montlu, gayet sakallı, solcu biriydi. Mahallemizin abisiydi. Nurten teyzenin büyük oğluydu. Babası fabrikada çalışırken elektrik akımına kapılarak ölmüş bir işçinin oğluydu. Bizimle konuşurken hep “Arkadaşlar” diye hitap ederdi. Bir gün son derece heyecanlı mahalle maçında yenilirken biz yine pisliğe yatmıştık. Defans oyuncumuz Muzo rakip takım forvetine çift dalmış, itiraz eden sol bek oyuncularına ben kafa atmıştım. Tam kavga başlarken mahallenin en güzel abisi asker botlarıyla toprak sahamıza giriş yaptı. Bizi ayırıp bana esaslı bir tokat yapıştırdı. Sonra hepimizi çevresine toplayıp konuşmaya başladı: “Önder bu tokadı sana haksız olduğun halde şiddet gösterdiğin için attım. Böyle maçlarda rekabeti değil dayanışmayı ve ortaklaşmayı öğrenmeniz gerekiyor. Bak Önder, senin dövmek istediğin çocuğa bak, yaşadığı eve, babasının gelirine yedikleri sabah kahvaltısına bak. Bak hepsi seninle aynı. Bu senin rakibin değil senin aynın. Sen kendin gibi olana saldırma. Onunla anlaşmanın yollarını bul. Bu sahada kavgayı değil barışı yüceltin arkadaşlar. Biz aynı mahallenin çocuklarıyız, biz bize benzer birbirimizi anlarız. Barışmak bizim en büyük gücümüz, kudretimiz olacaktır” diye bitirdi konuşmasını.

Sonra maç bitti, biz yenildik. O gün yenilmeyi öğrendik bir daha kavga çıkarmadık. Bir süre sonra sahaya getirdiği barış yetmedi Özgür Abi’ye. Tüm ülkeye barış getirmek adına üniversiteyi bırakıp gerilla olup dağlara çıktı. O zamanlar bizim mahallede gerillalara terörist deniyordu. Bir kaç öğretmenim ileride ne olacağımı sorduğunda “Özgür Abi gibi olacağım” dediğim için çok dayak yemişliğim vardır. O günden sonra hiç görmedik, haber almadık kendisinden. Ta ki Amedspor oyuncusu Deniz Naki’yi görene kadar. Özgür Abi’nin çok benzeri Deniz Naki’nin, aynı onun gibi güzel düşleri, aynı onun gibi güzel bir cesareti var. Deniz Naki de en az Özgür Abi kadar barış istiyor. Ve ikisi de barış talep etmenin suç olmadığını ama zor olduğunu biliyor. Önce Özgür Abi’nin öğüdünü sonra da Deniz Naki’nin cesaretini tekrarlıyorum. “Bu sahada kavgayı değil barışı yüceltin arkadaşlar.” Barış istiyoruz. Hem sahada hem de hayatta barış talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Barış bu topraklara hâkim olana kadar mücadele edeceğiz.

 

Önder Abay

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir