Çocukların Fendi | Ferhat Talan

Sokakta öğrendik futbolu. Siyah-beyaz TV başında farklı renklere sevdalandık. Kimimiz Sinyor Bartu oldu, kimimiz Metin Oktay, kimimiz de Metin-Ali-Feyyaz.

Kan ter içinde, limitsiz; sadece salçalı ekmeğin bölebileceği bir tutkuyla eskitirdik zaten eski olan ayakkabılarımızı. En şişmanımız, en yeteneksizimiz, en “ topu olmayanımız” kaleci olurdu. Kendi içimiz de bazen “adaletsiz” olurduk, yine de alırdık kalecimizin gönlünü; penaltı olursa ona attırırdık. “Hayatta ne öğrendiysem futboldan öğrendim; çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi” diyen Albert Camus gibi kalecimizi hazırlardık hayata, beklediği yerden göndermezdik topu.

Kumaşı terletse de, yeni alınan formamızı uyurken de çıkarmazdık, o bizim en kutsal kıyafetimizdi. Hayal etmeyi o formanın içinde öğrenirdik, ilk hayal kırıklıklarımız da o formanın içinde olurdu. Terli formalarımızla, tuttuğumuz takımın şifreli yayınlanan maçları için kahve camekânlarının en arkasında sıralanırdık parayla maç izlememek için. Beleştepe usulü. Tuttuğumuz takım eğer bir derbide yenilirse “gözümüze muhakkak toz kaçtığından” ya da büyük birisi “ayağımıza bastığından” dolayı gözyaşımız akardı. “Ağlıyor” dedirtmezdik. Sokağın tozunu toprağını, dizimizin kanını hiçbir deterjan temizleyemezdi. Daha sonra komple sokakları “temizlediler” çocuklardan. Birlikte top oynamamızdan rahatsız olan mahallenin huysuz bakkalı zengin oldu. Eskiden topumuzu kesemeyen huysuz bakkal bu sefer sahamızı elimizden aldı. Önce sahalarımıza ucube binaları diktiler, sonra kale yaptığımız ağaçları yerinden söktüler. Huysuz bakkal artık sadece zengin değil aynı zamanda sporu “yöneten” kişi, bazen başbakan, bazen cumhurbaşkanı, bazen başkan olmaya çalışan, kendini de padişah sanan bir deli.

İşte biz burada sokakları çalınan çocukların ruhuyla mahallenin bakkalıyla amansız bir mücadele içindeyiz, sayfalarımız domates-peynir, salçalı ekmek, terleyen çocuk, patlayan kames topa sürülen sabun, kanayan diz, kabuk bağlayan yara, olmamış erik ve haşlanmış mısır kokar.

Sevgili okur,

Biz burada 9 kat kames topumuzla çift kale maç yapıyoruz, mahallenin huysuz bakkalının bahçesine eriğe dalıyoruz.

Sen nerdesin?

 

Ferhat Talan

 

top-oynamak-yasak-degil

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir