Bu Hastalığı Durdurun

Dün akşam oynanan Fenerbahçe – Trabzonspor maçına, rakip takımın siyahi oyuncusu Zokora’ya ”pis zenci” diyerek ırkçılık yapan Emre Belözoğlu damgasını vurdu. Emre Belözoğlu’nun geçmişte de benzer söylemlerde bulunduğunu biliyoruz. Newcastle United forması giydiği dönemde, şu an formasını giydiği Fenerbahçe’den de takım arkadaşı olan Yobo’ya da benzer söylemlerde bulunduğu,Yobo tarafından ifade edilmişti.

Bizler, hayatın her alanında faşizme, şovenizme, ırkçılığa karşı sesimizi yükselten emekten yana taraftarlar olarak; yaşamlarımızda çok önemli bir yeri olan futbolun içinde ırkçılık bayrağının taşıyıcısı olan alçakları görmek istemiyoruz. Beyaz olmanın kerametini bilmiyoruz ancak ten renklerimiz ne olursa olsun aslolanın insan kalabilmek olduğuna eminiz. Emre Belözoğlu ve türevleri tarihin içinde insanlık ayıbı olarak hatırlanacaklardır. Bizler çocuklarımıza Peter Norman’ı, Sócrates Brasileiro Sampaio de Souza Vieira de Oliveira’yı, Baba Hakkı’yı, Metin Oktay’ı, Lefter Küçükandonyadis’i anlatacağız.

Her fırsatta ligin ”marka” değerini yükseltmek için çabalamaktan bahseden yayıncı kuruluşun böylesi bir insanlık suçu karşısında sessiz kalışı, marka değerinden ne anladığı ve iki yüzlülükleri konusunda iyi bir kanıttır.İnsan onuruna yakışmayan davranış normu içinde olan Irkçı Emre Belözoğlu’nu mahkum etmek herkesin görevidir. Emre Belözoğlu’nun futbolculuk lisansının derhal iptal edilmesi için Türkiye Futbol Federasyonu’nu göreve çağırıyoruz.

Dün akşam yaşanan bu olayla ilgili sözlerimize Subcomandante Marcos’un aşağıdaki yazısıyla son vermeyi gerekli buluyoruz:

”Marcos, San Francisco’da bir eşcinsel, Güney Afrika’da bir karaderili, Avrupa’da bir Asyalı, San Ysidro’da bir Chicano yerlisi, İspanya’da bir anarşist, İsrail’de bir Filistinli, San Cristobal sokaklarında bir Maya Kızılderilisi, Neza’da bir çete üyesi, Ulusal Üniversite’de bir rockçu, Almanya’da bir Yahudi, Savunma Bakanlığı’nda bir halk temsilcisi, soğuk savaş sonrası dönemde bir komünist, galerisi veya mevkii olmayan bir sanatçı, Bosna’da bir barış taraftarı, Meksika’daki herhangi bir şehrin herhangi bir mahallesinde bir cumartesi gecesi evde yapayalnız bir ev kadını, Ctm’de bir grevci, arka sayfalara yer dolduracak haber yazmak zorunda bırakılan bir muhabir, gece saat 10’da metroda yalnız başına bir kadın, topraksız bir köylü, işten atılmış bir işçi, mutsuz bir öğrenci, serbest piyasa ekonomisinin tam ortasında bir muhalif, ne kitabı ne de okuyucusu olan bir yazar ve tabii ki Meksika’nın güneydoğusundaki dağlarda bir Zapatista’dır.”

Hepimiz Ötekiyiz.!!!

Beleştepe

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir