Korkuyu yenmek için Hadi hisset bu hislerimi Ferhat Talan

80 lerin sonunda doğan, yani bizim kuşak çok iyi bilir Galatasaray’ı ..Çalınan şampiyonluklarımızın kabusa dönen hayallerimizin baş sorumlusudur. Okulda az sayıda olmamızın yegane nedenlerinde biridir. Belki de bu anlamda teşekkür etmeliyiz Galatasaray’ a.. Az ama öz olduğumuz için, diğerlerinden farklı olmamızı sağlayan bize yaşattığı haksızlıklardır belki de ..

Geçen sene olimpiyat stadına 1 sene önce Burak Yılmaz’ın son dakikalarda kendini yere bırakıp ceza sahası dışında (!) kazandırdığı penaltı yüzünden berabere kaldığımız maçın öfkesi ile gitmiştik. Artık sadece 80 li yılların sonunda doğan kuşağın değil yeni nesil Beşiktaşlıların da bir öfkesi vardı. Korkuyorduk, yenilmekten değil …onlardan daha iyi olduğumuz anlarda terazinin hakem tarafından dengelenmesi ve zaman zaman Galatasaray lehine daha ağır basmasından korkuyorduk. Bu korku bizi hem tribünde hem sahada esir alıyordu. Yine son dakikalarda bu korkumuz kabusa döndü ve malum maçta Galatasaray’a yenilerek, ne olduğunu hala anlayamadığımız provakasyon sonucu seyircilerin sahaya girmesi ile sezonu kaybettik .5.haftaya fırtına gibi girdiğimiz sezonda psikolojik savaşı veremedik.
Yine geldik yeniden aynı korkuyla yüzleşmeye, normal şartlarda üstünlük sağlayacağımızdan emin olduğumuz halde söz konusu Galatasaray olunca yukarıda bahsettiğim korkular yine ensemizde.

Korku duvarını yıkmak için ; Önce hissetmelisin, Kaç(Ak) saray’da derbi öncesi soytarılık yapanlara karşı, “Beşiktaş Halkın Takımıdır, şampiyonluğu köşkte değil sokakta, halkın arasında kutlar” diyen Seba başkanın ruhunu hissetmelisin ..

Teslim olmayan bir feda kuşağının ilk fedası ; Şeref Bey’i hissetmelisin…
Cemal Süreyya’nın “Beşiktaş, sermayesi insan olan bir kulüp. O yarattı bunu.” dediği Baba Hakkı’yı hissetmelisin..
Beşiktaş’ın dervişi , son kaybımız Süleyman Seba’nın aziz hatıraları ile “eski dostlar” ı hissetmelisin.
“Üzerimde Beşiktaş forması varken yalan mı söyleyecektim ?” diyen Vedat Kaptan’ı hissetmelisin
Rıza Çalımbay’ın kapıcı kimliğiyle “sınıf kinimizi “ hissetmelisin…
Metin-Ali-Feyyaz’ın yoldaşlığını hissetmelisin..
“Biz buraya 80 kişi geldik 79 kişi dönmeyiz amirim !” diyen, deplasman otobüsünü “Beşiktaş komününe” çeviren Optik başkanın adaletini hissetmelisin…
Ciğerlerimizin sevda ile patladığı , kapalının ortasından haykıran “son barikat Beşiktaş ulan “şiarını hissetmelisin …
Vanlı çocuklar üşümesin diye sahaya atılan atkıların kardeşliğe uzanan köprüsünü hissetmelisin ..
Zonguldak maden göçüğünden çıkan işçinin “Beşiktaş maçı kaç kaç ?” özlemini hissetmelisin…
Ağaçlı yolda; “ Hani Dolmabahçe’de yürürken ..” melodisini yüreğinde hissetmelisin…

Hadi hisset bu hislerimi ..hadi hisset …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir